22 Ekim 2024 ile erzinkenthaber

BİR DUVAR ÖNCE YAZI İLE YIKILIR

“Bir duvar önce yazı ile yıkılır,” diye sözlerine başladı M. Sabri Genç hocam. Bu deneme yazımızı okumaya başlamadan önce, sanırım içmeden ayılamadığınız espressolarınızı malum yerden sıraya girerek aldınız. Aynı kişiler, nedense çiğ köfteci sırası beklerken agresif bir tavır sergileyebiliyor. Bir de o kalabalıkta, masanın üzerine açılmış, elitliğin ve zenginliğin göstergesi olarak belli bir kesim tarafından kabul edilen, yarım elma simgesine sahip bilgisayarlarını açarak ders çalışıyorlar — o ortamda ne dersi ise!

Elitlik ve zenginlik kavramlarını, her gün saatlerce zaman geçirdiğiniz ve sürekli elinizde taşıdığınız akıllı telefonlardan araştırabilirsiniz. Sonuçta bizden akıllı değiller; insan kodluyor. Neyse… “Bir Duvar Önce Yazı ile Yıkılır” cümlesini ilk duyduğumda, “Ne demek istiyor acaba?” diye merak ettim. Değerli hocamız devam etti: 9 Kasım 1989’da yıkılan Berlin Duvarı üzerinde, insanların inanarak ve umut için yazdığı yazılar vardı. Ardından, Filistin Batı Şeria duvarına yazılan yazılar akla geliyor:

  • Berlin Duvarı: “Özgürlük bir hediye değildir, uğruna feda edilmelidir.”
  • Batı Şeria Duvarı: “Yaşamıyoruz, bu yüzden ölümü bekliyoruz.”

Kimine göre duvar sadece fiziksel özgürlüğü engelliyor olabilir; ancak bir baskı ve direnişin sembolüdür. Şimdi, Latin sevicilerimiz, Filistin konusuna yer verdiğimiz için yüzlerini kızartmışlardır. “Ne alakası var şimdi?” veya “Hadi canım,” gibi cümleler aklınızdan geçiyor olabilir. İşte sorun da burada, değil mi? Hâlâ bu cümlelerin yerine daha anlamlı bir şey koyamıyoruz. Sadece sosyal medya duvarlarımıza anlık öfkeyle yazdığımız ve kimilerinin ruhunu okşayan sloganlarla yetiniyoruz.

Bu durumları aşmamızın vakti geldi de geçiyor, demeyeceğim — çünkü çoktan geçti ve gitti. Ancak yaşadığımız bu topraklardan hiç gitmeyenler var: Cizreli Ebul-İz.

Cizreli Ebul-İz, bu topraklarda yetişmiş, ilk otomatı, yani robot cihazını yapmış bir âlim ve mühendistir. Hiç duymadınız, değil mi? Tabii ki duymadınız. Çünkü biz o arada sosyal medya platformlarımıza slogan yazmakla meşguldük. İşte, o slogan yazanlar mı bizi yönetecek? Yoksa bizler, Cizreli Ebul-İz’e yetişmek için mi çabalayacağız?

Bu arada, Cizreli Ebul-İz’in, Artuklu hükümdarı için yazdığı Kitâb fî Ma’rifeti’l-Hiyel el-Hendesiyye (Mekanik Cihazların Bilgisi Kitabı) altı kitaptan oluşmaktadır. Yaklaşık 50 farklı mekanik cihazı detaylı bir şekilde açıklayan bu eserde, her cihazın çizimi bizzat Ebul-İz tarafından nakşedilmiştir. Bu otomatlar ve robotlar, 21. yüzyılda değil, 12. yüzyılda bir Türk bilgini tarafından icat edilmiştir. Yani anlayacağınız, Leonardo da Vinci‘den (1452-1519) çok önce…

Tabii ki Avrupalılar / İngilizler bizden önce keşfedip, kitabı kendi kütüphanelerine taşımışlar. Örneğin, Oxford Bodleian Kütüphanesi gibi çeşitli yerlerde bu eserin kopyaları bulunmaktadır. Eser, teknik detaylar açısından oldukça kapsamlıdır. Toplumsal hafızadan uzak bir yaşam sürdüğümüz sürece, bu topraklarda nefes alıp veren bilginlerimizi hatırlamayacağız.

Şaşırmadık, değil mi? Bilgisayarların temellerini atan âlim ve mühendis, Cizreli Ebul-İz

Neyse, bizler sabahları uyanamadığımız için o güzel takım elbiselerimizi giyip, kendimizi film sahnesinde zannederek espressolarımızı yudumlamaya devam edebiliriz. Artık o konfor ağaçlarının altından çıkma zamanımız geldi ve geçmesini beklemeyelim…

Naci Gürz